27 Ocak 2011 Perşembe

Ayfer ve Ali

































































































G: Gözümüze, kulağımıza, damağımıza hitap eden bu sıcacık mekanı bizlere kazandırdığınız için çok memnunuz. "Tarlakuşu" ismi hanginizin aklına geldi?

Ayfer: Ali'nin. Benim "gourmeco"da daha çok payım var. İki ismi de aynı anda Cunda taş kahvede koyduk.

G: Önce sadece cafe açmak niyetiyle mi başladınız? Yoksa organik ürünler satan bir dükkan olarak mı?

Ayfer: İkisi birlikte, birbirinin devamı olarak düşündük...

G: Hanginiz daha girişimci ruhlusunuz?

Ayfer: Ali... İçimizde en hayalperest o.. Ben daha gerçekçiyim.

G: Ayfer Hanım, Tarlakuşu'nda en severek yaptığınız iş hangisi?

Ayfer: Aperitif olarak yaptığım atıştırmalıklar, hepsi de benim damak tadım olacak. Sonra da bir tabakta atıştırmalıkları kuş kadar koyarak sunmak...

G: Ali Bey, eşinizle iş bölümü yapıyor musunuz? Yoksa herkes herşeye el atıyor mu gerektikçe?

Ali: Herkes neyi iyi yaptığını iyi bilir ve iş bölümü kendiliğinden olur.

G: Ayfer Hanım, Tarlakuşu olmasaydı hayatınızda olmasını isteyebileceğiniz 2 alternatif hayat tarzı sayar mısınız bana?

Ayfer: Bu bizim hayalimizdi... Şimdi projemizin devamını gerçekleştirmeye çalışacağız..

G: Ali Bey, hayatta vakit geçirmeyi ençok sevdiğiniz 2 meşgale ne?

Ali: Müzik, hayal kurmak.

G: Ayfer hanım, el becerileriniz var mıdır? Uygulamayı sevdiğiniz el sanatları neler?

Ayfer: Dikiş.. Yapabildiğim ölçülerde..Tarlakuşu torbalarını ben dikiyorum. Nakış.. Halk Eğitime 2 ders gittim ve Tarlakuşu logomuzu nakışla torbalar üzerine işlemeye başladım. Eski kumaşları toplayarak çanta dikmek, renkli fonksiyonel kutular boyamak. Mozaik tepsiler yapmak. Geri dönüşümü olan objeler (kagıt torbalar gibi) yapmak. Son zamanlarda seramik ile ilgileniyorum.

G: Ali Bey, sıkı bir kursa katılıp öğrenmek isteyebileceğiniz 2 şey sayar mısınız?

Ali: Uçmak, daha çok müzik.

G: Ayfer Hanım, siz de hayatta merak edip öğrenmek istediğiniz 2 şey söyler misiniz bana?

Ayfer: Güzel seramikler yapmak isterim, çok ince.. Heykel yapmak da çok güzel olurdu herhalde.. Ama becerebileceğimi hiç sanmıyorum... Ama birgün mutlaka deneyeceğim...



Ayfer ve Ali, Ayvalık/Cunda'daki Tarlakuşu Organik Studyo'nun sahipleri ve işletmecileri. Studyo'nun
faaliyetlerini aşağıdaki linkleri tıklayarak takip edebilirsiniz:
http://organikstudyo.blogspot.com/
http://www.talakusu.com/
e-mail adresleri de şunlar: organikstudyo@gmail.com  bilgi@tarlakuşu.com

24 Ocak 2011 Pazartesi

Aylin














































































































G: Sevgili Aylin, çok özel bir soru olacak, ama belki de bana cevap verirsin. Memo aramızdan ayrılalı bir sene oldu. En acılı zamanları geride bıraktın. Artık sabahları O'nsuz bir yatakta uyandığında ilk hissettiğin şeyleri söyler misin bana?

A: Uyandığımda, çok büyük bir boşluk, gereksiz bir gün başladığını hissediyorum. İçimden kalkmak gelmiyor. Evdeki tüylü nüfusu  beni zorluyor ve kalkmaya mecbur ediyor !!!

G: Çok zeki, güçlü ve yüksek enerjili bir kadınsın. Geçirdiğin en zor dönemde bile seni omuzları düşmüş, kendini bırakmış ve bakımsız halde görmedim. Bu pozitiv ruh halini sence neye borçlusun?

A: Dediğin gibi her zaman pozitif olmaya çalışıyorum. (Hatta, bazen Memo bana kızıp "Polyanna" derdi !) Kendimi bırakmamak için de çabalıyorum çünkü böyle bir durum olursa, daha da kötü hissederim.  Ayrıca, yalnız değilim, çocuklar var, ve en azından, onlar için zorlanmam lazım. Ve çok fazla düşünmemek için, çoğu zaman "devekuşu" politikası uyguluyorum ve kafamı boş tutmaya çalışıyorum ya da hemen bir uğraş buluyorum. (Bunda, hayvanlar bana çok yardımcı oluyor !!)

G: Sen Belçikalısın. Tahsil hayatı bitince Memo ile neden orada kalmadınız?

A: Evlendik ve 7 sene orada kaldık. İkimiz çalışıyorduk, Julide orda doğdu. Ama Memo 13 senedir Belçika'da yasadığı için, biraz sıkılmıştı (Orada, bir yabancı olarak yaşamak hiç kolay değil. Onlar Türkler gibi değil ve bütün ekonomik problemlerinin sebebi olarak "yabancıları" gösteriyorlar. Ben 86 dan beri Türkiye'de yaşıyorum ve hiç bir zaman böyle bir his hissettirilmedi). Hem de kayınpederim vefat ettiği için, annesi yalniz kalınca, ona biraz baskı yaptı ki dönsün. Zaten evlendiğim zaman, bir gün Turkiye'ye döneceğini biliyordum. Öyle konuşmuştuk.

G: Memo hariç, hayatta derin ve kesintisiz bir dostluk bağı ile bağlandığın bir arkadaşın var mı?

A: Belçika'da anaokulundan beri bir arkadaşım var. Turkiye'ye de geldi ve ben Belçika'ya gidince mutlaka görüşürüz. Onun dışında, ya telefon ile ya internet ile konuşuyoruz. Başka çok sevdiğim bir arkadaş, orta okuldan ve tabii ki Türkiye'de tanıştığım bir kaç köpek sahibi arkadaşlar var.

G: Zaman geçirmeyi en sevdiğin 3 meşgale söyler misin?

A: Yürümeyi çok severim (zaten arabam yok !), müzik dinlemeyi ve arkadaşlarla yemek yiyip bir içki içmek. Dahasi var ama 3 dedin ... :)

G: Memo seni hep çok sexy kıyafetler içinde görmeyi severdi. Senin giymeyi en sevdiğin bir kıyafeti tarif eder misin?

A: Hahaha ! Nerden çıktı bu? :) Evet, diktiği bir "kloş" etek vardı. Onu çok beğeniyordu. Ama, daha seksi olsun diye, biraz daha kısalttı ve ... giyilmez oldu :))

G: Boş bir gününde İstanbul'da kendine nasıl bir gezi programı yapardın?

A: Ben Istanbul'a yeni geldiğim zaman, çok uzak gitmekten korkuyordum. Vapura biniyordum, Sirkeci'ye ve ordan, Tahtakale, Mısır Carşısı, yanındaki çiçek pazarı, sonra Sultan Ahmet tarafına giderdim. O yerleri hala seviyorum. Adalara da gidebilirim. Yani "turist" işi :))

G: Çocukların Jülide ve Cem ile evinizi kaç can dostu ile paylaşıyorsunuz? İsimleri ne?

A: Eveeet, çocuklarım dışında, 7 tane tüylü can dostum var: 2 köpek (Jessy ve Aïda) ve 5 kedi (Paspas, Duman, Musty, Zeytin ve Misket).

G: Yumuşacık, tüylü can dostlarımızın bize öğrettiği şeyler var mı?

A: Onlar hergün yeni bir şey öğretiyorlar (ya da keşfettiriyorlar). Bana şartsiz sevgi veriyorlar ve köpekler beni koruyorlar (onlar olunca, hiç yalnız hissetmiyorum ve akşam çocuklar yoksa, onların sayesinde korkmuyorum).

G: 2011 için kendinle ilgili yeni kararlar aldın mı? Bana söyler misin?

A: 2011 de biraz daha ayaklarım üstünde durmak isterim. Daha doğru dürüst işim yok ve epey zorlanıyoruz. Daha huzurlu olmak ve sürekli kafamda hesap yapmaktan kurtulmayı umuyorum.

G: Hayatta çok öğrenmek istediğin bir sanat ya da spor dalı, el becerisi veya lisan gibi birşey var mı?

A: Italyancayi çok seviyorum ve bir gün mutlaka öğreneceğim.

G: Hayatta kendine örnek aldığın meşhur ya da meşhur olmayan 3 insan ismi söyler misin? Bu insanların hangi yönlerini takdir ediyorsun?

A: Bir kitap okumuştum: Fransiz bir genç adam, çocukken, 2 bacağını kaybettikten sonraki savaşını anlatıyordu. Şimdi, bütün dünyada konferanslar veriyor, çabalarını anlatıyor ve her zaman, çok pozitif ve esprili bir şekilde. Memo'nun bir ortaokul arkadaşı 20 yaşındaki tek oğlunu bir trafik kazasında kaybetti. Çok çabaladı ve hayatına devam edebildi. Onları ve benzerlerini çok takdir ediyorum ve kötü hissedince, mutlaka onlar aklıma geliyor ve "haydi Aylin, kendine gel!" diyorum.

G: En sevdiğin 3 türk yemeği ve 3 belçika yemeği söyler misin?

A: En sevdigim 3 türk yemeği: Kuru fasuye - pilav, Iskender (tabii ki) ve genel olarak Osmanli mutfağı. (Doğrusu, bütün Türk yemeklerini severim !!!). En sevdigim 3 Belçika yemeği: Yesil lahana "potesi" (Yeşil kıvırcık lahana, patates ve sosis), choucroute ve boulets sauce chasseur.

G: Günün en sevdiğin saatleri hangisi ve neden?

A: Yazın sabah saatlerini ve renkleri çok severim ve genel olarak da, akşam yatınca, kitabımı alıp  uykum gelene kadar okumak.



Aylin Bernadette Alpergin İstanbul/ Kalamış'ta yaşıyor ve özel Fransızca dil dersi veriyor. 
0536 2091059